|
O |
Nahl
|
O |
| |
75- Allah, özgürlüğünden yoksun, hiçbir şey
yapmaya gücü yetmeyen, bir köle ile kendisine bağışladığımız
güzel nimetlerin bir bölümünü başkalarına veren
kimseyi size örnek veriyor. Hiç bunlar bir olur mu? Allah'a
hamdolsun ki, gerçek meydana çıktı. Fakat onların
çoğu bunu bilmez.
76- Allah bir de şu iki adamı örnek verir:
Adamlardan biri dilsizdir, hiçbir;ey yapamaz efendisine yüktür,
gönderildiği hiçbir yerden başarı ile dönmez.
Şimdi bu adam hiç doğru yolda olan ve adalete uygun
emirler veren bir kimse ile bir olur mu?
Birinci örnek onların günlük hayatlarından
alınmıştır. Onların hizmetçileri,
köleleri bulunuyordu. Bu kölelerin hiçbir şeyleri yoktu.
Ve hiçbir şeye de güçleri yetmezdi. Onlar hiçbir
şeye gücü yetmeyen zavallı köle ile dilediğini
yapabilen mülk sahibi efendiyi bir tutmazlardı. O halde
nasıl olur da kulların efendisi ve sahibi olan Allah ile
hepsi de O'nun kulu olan birini veya bir nesneyi bir
tutabilirlerdi?
İkinci örnek hiçbir şey bilmeyen ve
başarı elde edemeyen zayıf, dilsiz ve geri zekâlı
bir adam ile konuşabilen, güçlü, adaleti emreden, doğruluk,
iyilik yolunda çalışan bir adamı tasvir ediyor...
Akli dengesi yerinde olan biri, bu iki örneği aynı
tutamaz. Nasıl olur da bir put veya taş ile her
şeyi bilen, her şeye gücü yeten, iyiliği emreden,
doğru yola ileten yüce Allah bir tutulabilir?
İşte bu iki örnek, yüce Allah'ın
insanların iki ilah edinmemelerine ilişkin emri ile
başlayan bölümün sonu olmaktadır. Bölümün sonu da
iki ilah edinen bir topluluğun işine akıl
erdiremediğini dile getiriyor...
AKIL ERDİRİLEMEYEN SIRLAR
Gelecek bölümdeki derste de bu surenin ana konusunu oluşturan
tek ilahın (Allah'ın birliğinin) delilleri
sergileniyor. Yaratma işleminin akıl almaz büyüklüğü,
nimetlerin bolluğu ve kuşatıcı ilim.
Ayrıca bu bölümde özellikle diriliş meselesine yer
veriliyor. Kıyamet de hiç kuşkusuz sadece Allah'ın
bildiği, O'ndan başka kimsenin haberdar
olmadığı gayb sırlarından biridir.
Bu dersin konularına gelince, bunlar yüce Allah'ın
yerde ve göklerde içteki ve dıştaki gayb
sırlarıdır. Kıyamete ilişkin sorular da
bu konular arasında yeralıyor. Bunları Allah'dan
başkası bilemez. Onlara egemen olan Allah'dır. Ve
bunlar O'nun için basit şeylerdir:
"Kıyamet olayı yakınlığı
bakımından bir göz kırpması gibidir, ya da
bundan bile daha yakındır."
Rahimlerdeki gizli olanı bilen O'dur. Bu gayb aleminden
yavruları çıkaran sadece O'dur. İnsanlar bu
çocukluk halinde hiçbir şey bilmezler. Daha sonra onlara göz,
kulak ve kalp verilir. Belki nimetlerine karşı şükrederler
diye onlara bu nimetleri veren O'dur. Yarattıklarının
sırlarına ilişkin gaybı da O bilir. Bu
sırlardan sadece biri olarak kuşların gökyüzü boşluğunda
hareket edişleri sözkonusu ediliyor. onları havada
tutanın Allah'dan başkası olmadığı
vurgulanıyor.
Akıllara durgunluk veren bütün bu olağanüstülükler
yanında Allah'ın insanlara bahşettiği
bazı maddi nimetler de yeralıyor. Yerleşmek için
yapmış oldukları binalar, evler ve konutlar,
seyahatte kullanmak amacı ile hayvanların derilerinden
edindikleri çadırlarda barınma, gölgelenme ve huzura
erme nimetleri, yünlerinden, tüylerinden ve kıllarından
elde ettikleri döşemelik ve giysilikler gibi nimetleri,
bunun yanında gölgeleri, mağaraları ve
sıcaktan koruyan elbiseleri, savaşta bedeni koruyan
zırhları bu nimetlerle birlikte ele alınıyor:
"Böylece size yönelik nimetlerini tamamlıyor, ola
ki buyruklarına uyarsınız."
Bunun ardından dirilişe ilişkin sahnelerin
detayına giriliyor, müşriklerin, ortak
koştuklarının, onlara şahitlik eden
peygamberlerin ve kendi kavmine şahitlik eden Peygamberimiz
Hz. Muhammed'in -salât ve selâm üzerine olsun- durumları
sergileniyor. Böylece bu bölüm de diriliş ve kıyamet
havası ile sona eriyor.
|
|
|
O |
|
O |
|