Yüce Allah'ın insanlara peygamberlerini gönderip onlara
iyiliği emretmeleri, kötülükten sakındırmaları,
diriliş ve hesap gününde Allah'a verecekleri hesaptan
korkmaları gerektiğini söyledikleri günden beri,
diriliş meselesi pek çok toplum tarafından inanç
problemi yapılmıştır.
İşte bu Kureyş müşrikleri de var güçleriyle
Allah'a yemin ederek Allah'ın ölenleri diriltmeyeceğini
iddia ediyorlardı! Onlar Allah'ın
varlığını kabul ediyorlardı. Fakat
Allah'ın ölüleri kabirlerden kaldırıp
diriltmesini reddediyorlardı. Öldükten, toprak olup
kemikleri ve kemiklerinin yapısında yeralan hücreler dağıldıktan
sonra dirilmeyi çok güç bir iş olarak görüyorlardı!
Bunlar, ilk hayat mucizesinden habersiz... İlahi kudretin
yapısından habersiz... Bu kudretin insanın düşünceleri
ve güçleri ile karşılaştırılamayacağını,
bir şeyi yaratmanın bu kudrete zor gelmeyeceğini,
ilahi iradenin o nesneye yönelmesinin, olması için yeterli
olduğunu bilmiyorlar.
Aynı şekilde Allah'ın diriliş konusundaki
hikmetinden de habersizdirler. Bu dünyada her şeyin
tamamlanmadığını anlamıyorlar.
İnsanlar hak-batıl, doğruluk-sapıklık,
iyilik-kötülük konusunda değişik tutumlar
benimsemektedirler. Yeryüzünde ayrılığa düştükleri
bu konularda kesin bir sonuç alamadıkları da
olmaktadır. Çünkü Allah'ın iradesi bazı
insanlara uzun süre tanımış ve kesin
azabının bu dünyada verilmemesini dilemiştir.
Cezasının ahirette verilmesini ve orada her şeyin
tamamlanmasını istemiştir.
Surenin akışı içinde bu inkârcı düşünce
reddediliyor. Onların kalplerinde bu düşünceyi kuşatan
şüpheleri de ortaya koyup, önce şu gerçeği
yerleştiriyor:
"Hayır öyle değil. Ölüleri diriltmek, Allah'ın
üstlendiği kesin bir vaaddir."
Allah ne zaman vadetmişse, vadettiği şey, hiçbir
şekilde geri kalmamıştır:
"Fakat çoğu insanlar bunu bilmezler."
Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilmezler. Bunun
da bir hikmeti vardır:
"İnsanlar arasındaki tartışmalı
konular Allah tarafından açıklığa
kavuşturulsun ve kâfirler, yalan söylediklerini öğrensinler
diye ölüler tekrar diriltilecektir."
Doğru yolda olduklarını iddia edişlerinde,
peygamberlerin yalan söylediklerini ileri sürmelerinde ve
ahireti inkâr edişlerinde kısaca bütünüyle içinde
bulundukları inançlarında yalancı idiler. Bozguncu
idiler.
Bundan sonra iş kolaydır:
"Biz bir şeyin olmasını isteyince söyleyeceğimiz
tek söz ona "ol"dememizdir, o da hemen oluverir."
Diriliş de işte bu basit işlerden biridir.
Allah'ın iradesi ona yönelir yönelmez gecikmeksizin hemen
meydana gelir.
Burada inkarcı kâfirlerin karşısında
yeralan, ilahi mesajı doğrulayan mü'minlerden bir nebze
söz ediliyor. Bunlar Allah'a ve ahirete ilişkin kesin inançlarından
dolayı yurtlarını ve mallarını Allah için
ve Allah'ın yolu İslâm için feda edenlerdir: