Bu ifade herkesin kendi işinin başından
aşkın olduğunu gösteren bir korku atmosferini
canlandırmaktadır. Herkes kendisini azaptan kurtarma
çabası içindedir. Fakat ne uğraşının ne
de mücadelenin bir yararı olacaktır. Orada sadece
herkes yaptıklarının
karşılığını görecektir.
"Hiç kimseye haksızlık yapılmaz."
Yüce Allah, bu surede daha önce inancın temel gerçeklerinden
birinin iyice kavranması için iki örnek vermişti.
Burada ise Mekke'nin ve orada yaşayan müşriklerin
durumunu tasvir etmek için bir örnek veriyor. Allah'ın
nimetlerini inkâr eden bu müşriklerin kendilerine gösterilen
örnek sayesinde tehdit edildikleri kötü sonu görmeler: sağlanıyor.
Güven ve huzur, rahat ve bolluk içindeki bir rızıktan
oluşan örnekte, nimetten söz edildikten sonra, surenin akışı
onları puta tapıcılığın
kuruntularına dayanarak, haram kıldıkları güzel
nimetlere yöneltiyor. Halbuki bu güzel nimetleri Allah onlara
helal kılmış ve haram olanları da
belirlemiş bulunuyordu. Onların haram
kıldıklarını Allah helal
kılmıştı. Bu da Allah'ın nimetlerine nankörlük
etmenin ve onlara karşı şükür görevini yerine
getirmemenin bir çeşididir. Bu nedenle onları acı
bir azapla tehdit ediyor. Ve onların bu yaptıkları
doğrudan Allah'a iftiradan ibarettir. İlahi
kanunların bu konuda bir hüküm belirlememiştir deniyor.
Müslümanlara haram kılınan kötü şeylerden söz
edilmesi nedeniyle yahudilere, zalimlikleri yüzünden haram kılınan
güzel rızıklar sebebiyle değiniliyor. Bu güzel
nimetler, yahudilerin isyanlarına ve günahlarına
karşılık olarak haram
kılınmıştı. Hz. İbrahim dönemindeki
atalarına haram değildi. Zaten Hz. İbrahim Allah'a
tertemiz bir gönülle teslim olan bir ümmetti... Müşriklerden
değildi. Onun nimetlerine karşı şükrediyordu.
Yüce Allah O'nu elçi olarak seçmiş ve doğru yola
iletmişti. Güzel nimetler, O'na ve ondan sonraki çocuklarına
helal kılınmıştı. Daha sonra yüce Allah
yahudilere özgü bir ceza olarak bu nimetlerin bir kısmını
haram kıldı. Kim cahilliğinden sonra tevbe edecek
olursa, Allah'ın bağışlayıcı ve
merhamet sahibi olduğunu görecektir.
Daha sonra Hz. Muhammed'in dini Hz. İbrahim'in dininin bir
uzantısı ve o yolun bir devamı olarak
gelmiştir. Dolayısıyla daha önce helal olan tüm
güzel nimetler tekrar helal kılınmıştır.
Aynı şekilde yahudilerin avlanmaktan
alıkonuldukları cumartesi günü yasağı da
kaldırılmıştır. Zira cumartesi
yasağı, sadece yahudilere mahsustu. Onlar bu konuda
ayrılığa düşmüşlerdi. Bir kesimi bu
yasağa uymuş, bir kesimi ise onurlu bir varlık olan
insanlık sıfatından sıyrılıp,
kendilerini hayvan düzeyine indirmişti.
Sure bu konuya ilişkin bir direktif ile sona ermektedir.
Burada yüce Allah, kendi elçisi Hz. Muhammed'e -salât ve selâm
üzerine olsun- Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle
çağırmasını ve daha güzel bir şekilde
onlarla mücadele etmesini, bir düşmanlığa
karşılık verirken, adalet ilkesine bağlı
kalmasını ve haddi aşmamasını
istemiştir... Sabredip
bağışlamasının daha iyi
olacağını haber vermiştir. Bütün bunlardan
sonra sonunda kazananların takva sahipleri ve iyilik yapanlar
olduğunu belirtmiştir. Çünkü Allah onlarla beraberdir.
Onlara yardım edecek, koruyacak, iyilik ve kurtuluşun
yolunu gösterecek olan da O'dur.